19 Eylül 2013 Perşembe

Mutluluk Kısa sürermiş..

           Bu ara fazla yazamadım. Küçüğüm okula başladı. Anne tutkunu olan bir kızınız olunca , okuldan ayrılamıyorsunuz mecburen. Biraz zor oldu ama alıştı. Ama havalardan sanırım griple mücadele ediyoruz ailecek. Yoğun tempolu , bir o kadar eğlenceli günler geçti. Gitti.


          Salı ve çarşamba gününü Sevdiğimle baş başa geçirdik. Bir koku bu kadar mı güzel olur ? 
Kokusunda kaybolmak istediğim bir adam  var. Her şey bu kadar mı şahane olur ?

        Salı sabahı 6 gibi uyandım telefonun çalmasına. 

   - Haydı çık balkona.
   + ????
   - Hadi sevdiğim balkona Çık.
   + Taa.. Tamam..


           Gözlerim o'nun gözleriyle birleştiğinde rüya olduğunu düşündüm. Karşımda duran adam gözleriyle içimi ısıtan adam. (Neden söylemedi ki  geleceğini :S az süslenirdim.) İç sesim görüntümü yargılarken. Kalbim hadi aşağı in koş sarıl diyordu. Beynim ise abin uyanabilir manyak mısın kız diye uyarılarda bulunuyordu. Telefon hala kulağımdaydı. Günaydın sevgilim.. 

          Sonra otele gitti sanırım o. Ben yatağıma döndüm. Sırasıyla abim, Babam gitti. Ben cadımı okula bıraktım. Artık gelebilirdi. Kapıya koştum. Ah sevdiğim ne özlemişim seni öpmeyi. Koskocaman 3 ay  geçti kokuna hasret. Sarıl , Sarıl ki içime sokayım seni. Kaç dakika öyle sarılı kaldık bilmiyorum. 


         Birbirimize hasret kalmış, Birbirimize açtık. Doyduk mu peki ? Asla. Bedenlerimiz bir bütün olurken, Sadece o'na ait olmanın verdiği haz paha biçilemez bir şey. Ben o'na aitim. Her şeyimle. O ise benim.. Benim o.. Bu hissiyat öyle güzel ki. Akşam Saat 6 gibi çıkabildik mabedimizden. Sinemaya gidelim dedi. O nasıl bir şanstır Allah'ım. Animasyon filmlerini sevdiğimi bilen sevdiğim Uçaklar filmine bilet almıştı. Salona girdiğimizde bizden başka kimse yoktu :) . 

          - Benim için salonu mu kapattın aşkım . Ah çok incesin (kinayeli bir ses tonum vardı bakmayın öyle dediğime )
          + Tabi çok romantik bir adamım ben ( munzur munzur bir gülümseme )


               Her şey ancak bu kadar mükemmel olabilirdi. Film ufak ufak oynaşmalarımızla bittiğinde. Kitap alalım sana diye kolumdan çekiştiren sevdiğim , Soğuk kahve ( Ahmet Batman ) kitabını sıkıştırmıştı bile elime :) 
    - Bak bu adamın kitapları çok satıyormuş bu ara oku bakalım nasılmış. ( ciddi ciddi  böyle dedi )

    +Bir şeyin çok satması iyi olduğu anlamına gelmez ki aşk.
    - Biliyorum sevdiğim. Romantik Cümleler bekleme işte benden. ( ah gülüşüne yandığım ne tatlı gülüyorsun)



                         Gülüşüne Bittiğim..


             Çarşamba günü hiç çıkmadık evden. Sanki bir şeyleri stoklar gibiydik ikimizde. Birbirimize doymaya çalışıyorduk. Elimizden geldiğince. 


             Güzeldi. Paha biçilemezdi ve çabuk geçti. Daha kapıdan çıkınca özlemi sardı kavurdu her yanımı.
Gel Dedi. Hadi gel. Götüreyim senide. Olsa idi imkanı, Giderdim. Ama sen git hadi Sevdiğim Bizim vuslat başka bahara...

4 Eylül 2013 Çarşamba

Off Anne..

         Aşk biter mi anne ? Bir gün, ömründe kördüğüm olan adamın artık hiç bir şey ifade etmediğini görmek can acıtır mı ? Ben bunları öğrenmek istemiyorum. Sonsuzluk yok ama ne olur bu sefer her şey sonsuz olsun. Ben bu adamı delirmiş gibi seviyorken. Bir yerlerden abu hayat suyu bulmalıyım. Yapmalıyım bunu. Ya da o ölümsüzlüğü bulan lokman hekimin not defterini bulmalıyım. Bulmalıyım ve sonsuz olmalıyız. 


       Bitmemeli eskimemeli yıpranmamalıyız. Sonsuzluğun ilki ve sonu olmalıyız biz. Biz hak ettik bunu. Ben hak ettim. Çektiğim onca şeyden sonra, çocukluğumu, hayallerimin saflığını, gençliğimin en masum yıllarını vermişken; hak ettim ben bu sonsuz mutluluğu.

        İmkansızlığın olmadığı bir dünya bulurum sonra. Keşkelerin lügattan silindiği bir dünya. Günlük güllüstanlık bir evren keşfederim. Üçümüz için kocaman bir dünya kurarım sonra. Mutlu oluruz. Mutluluğun dibine düşeriz. Son damlasına kadar iliklerimizde hissederiz. 
  

    Ve ben bunları yazarken bile ne kadar imkansız. Nefret ediyorum sevdiğim
bizi vuslatımızdan uzak tutan her şeyden. Gece yastığa kafamı koyduğumda içi gülen gözlerini bulamadığımda içten içte kopuyorum. İçimde ki yangında yanıyorum. Bir şey yap diyemiyorum sana. Aileni bir sevda uğruna kaybet demek bencillik oysa ben hep sencildim..



     Bir gün her şeyi değiştirecek gücüm olacak. Ve o gün tek başımıza olacağız. Sen kendi yolunu çoktan çizmiş olacaksın. İstemeye istemeye. Öle öle. Yapabileceğin hiç bir şey kalmadığında biz öleceğiz. Dışarıdan bakan yaşadığımızı sanacak oysa ki ruhlarımızı kaybetmiş olacağız çoktan.


     Bir sabah uyandığımda artık hayata devam etmem gerektiğini fısıldayacağım içime. O her ne kadar diretse de yeneceğim onu. İşte o gün tekrar seveceğim seni. Uzaktan. Görmeden. Haberini bile almadan. Sadece adını bilerek. Şehrine gelirim belki Sırf havasını koklamak için. İçinde kokunu bulmak için. Rüzgarı sevdiğin için yönümü rüzgara veririm. Sevdiğin yerlere giderim izini ararım. 
Başka bir ihtimali yok sevdiğim. Senin her gece başka bir kadınla uyuyup uyandığını düşünmenin ölümden bir farkı yok. Ev mezar olur. Hayat azap. 



     Senle yaptığımız her şeyi unuturum belki sonra. Çok sonra.. Artık saçlarım ağarmış olur. Adın hala aklımda. Kızım evlenmiş olur o zaman yalnızlığa alışmışımdır kesin. Bembeyaz saçları olan bir nene olurum. Torunlarıma anlatırım kara sevdamızı. Belki sen beni çoktan unutmuş olursun. Nede olsa koşturman gereken çocukların ve bir eşin olmuştu. Ben sevdanla yana yana yaşlanmış olurum. Kalbim ilk gün ki gibi adınla bütünleşir.


        Anneme soruyorum ben bu sevda ile nasıl başa çıkacağım ? Nasıl onsuz olmaya dayanacağım ? Nasıl hazmedeceğim benim olanın başkasına verilişini ?



       Bu yüreğimdeki yangını nasıl durduracağım anne diyorum. Dizine yaslayıp başımı geleceğe ağlıyorum. Beraber kahroluyoruz. 
Beraber bitiyoruz. Anne diyorum ben boyumdan büyük sevdim. Boyumdan büyük işlere kalkıştım. Bu yükü nasıl kucaklayacağım anne.Benim küçücük kalbim kocaman severken bu yok oluşu nasıl anlatacağım ona. Biz bitiyoruz anne. 
O başka bir kadının koynunda, ben Senin ayak ucunda...